Ev / EĞLENCE / Türkiye’de ki Plajlar ve Durumları

Türkiye’de ki Plajlar ve Durumları

Türkiye’de ki plajlar ve durumlarına şöyle bir göz atalım istedim. Göze çarpmayan ama rahatsız edici durumları var. Hem işletmecileri yönünden hem de giden insanlar yönünden oldukça can sıkıcı. İkisinin de ortak sorunu “özenme” diyebiliriz aslında. Her zaman Avrupayı örnek almış bir millet olarak, bu işi fazla abarttık diyebiliriz. Dizilerin, filmlerin, gelen turistlerin etkisinde kalarak yaptığımız bu eylemlere baktığımız zaman komik durduğunu söylemem lazım. Korkmayın size “Avrupa’ya özeniyoruz, özümüzü kaybediyoruz” demeyeceğim. Çünkü ne yaparsak yapalım özümüzü, kültürümüzü kaybetmedik daha, kaybetmeyiz de. Türkiye’de ki plajlar ve durumlarına şöyle küçük bir göz atalım istedim.  

1- Plaja Giden İnsanlar 

 Plajdaki insanlara dikkatlice baktığınız zaman, çoğunun ne yaptığının farkında olmadığını bilirsiniz. Erkeklerin kasılarak yürüdüğünü, kadınların kendilerini gösterme çabaları gibi klişeleri zaten biliyorsunuz. Biraz daha iyi bakarsanız, daha fazla detay görürsünüz. Mesela; bir kadının yaz aşkı heyecanını yaşamak için elinde güneş kremi tutup, etrafındakilere dikkatlice izleyerek, krem sürdürmek istediğini görebilirsiniz. Veya sahil kenarında pervasızca at binen erkekleri görebilir “biz bunu her zaman yaparız” izlenimi vermeye çalıştıklarına şahit olabilirsiniz. O plajda at binmeyi de hiç anlamam arkadaş. Biz oraya yüzmeye, biraz vakit geçirmeye gidiyoruz, sen insanların içine at sokup, birde ona binip, birde geziyorsun. Neyse; daha bir çok faktörü görebilirsiniz. Arkadaş grubu ile gelenlere özellikle iyi inceleyin. Özellikle Y kuşağının son nesli ve Z kuşağını iyi inceleyin derim ben size. Bunlar genelde pervasızca hareket ederler ve çoğunda patavat eksikliği vardır. Genelde bağırarak konuşma, gençlik dizileri veya filmlerinden etkilenerek bir çılgınlık peşinde koşmak gibi eylemlerde bulunurlar. Eğer erkek grubu ise fütursuzca kadınlara askıntı olma ve “o kadar tatile geldik, bir sevişmeden gitmeyelim” zihniyeti ile hareket ederler. Eğer kız grubu ise sağdaki soldaki erkekleri izleyerek birbirlerine beğendirme, güzel kadınları görerek hemen bir gıybet oluşturma, en acıklısı da onlarla tanışmak, arkadaş olmak isteyen insanlara karşı hep bir sert tavırda bulunma içindedirler. Erkekler genelde yabancı insanlara karşı biraz daha açıktırlar, çünkü erkeklerin dostluk ilişkileri sağlamdır. Kadınlarınki bir dedikoduya bakıyor sadece. Bu iki gurubun içinde beni hem sevindiren hem de onun için üzüldüğüm bir kişi vardır. Oda diğerlerinden farklı, nerede ne yapacağını bilen ve arkadaşlarının pervasız tavırlarından rahatsız olan kişi. Her ne kadar doğru olanı söylemeye çalışsa da “tatile geldik kızım/oğlum bırak da rahat edelim” cümleleri ile duvara toslar.  

2- Plaj İsimleri 

En çok takıldığım konulardan biride budur. Plaj isimleri. Şimdi neden diyeceksiniz. Bir plaja neden “Beach” ismi verirsiniz ki? Hele bu “beach” kelimesinin önündeki ismi Türkçe ise. “Mağara Beach” bir yandan Türklere biz bir plajız diyor, bir yandan da Avrupa’ya göz kırpıyor. Eğer plajın ismi İngilizce ise o zaman tamam dersin. Turist gelen bir yer, bu yüzden İngilizce yazmış dersin. Ama biri Türkçe biri İngilizce olunca komik bir durum oluyor. Bir yer de “Sea Beach” diye bir tabela görmüştüm, bu daha içler acısıydı. Turistik yerlerde alıştık artık “beach” yazısını görmeye. Bizim köyde ki plajların tabelasında da “beach” yazıyor artık, o beni üzüyor. Daha ilk böyle bir tabela asıldığı zaman birde sloganı vardı “your beach” diye. Lisede İngilizce öğrenen gençler, “siz bize küfür ediyorsunuz lan” diyerek sert çıkışmışlardı işletme sahibine. Tamam plaj kelimesi de Türkçe değil. Ama dilimize yerleşmiş artık ve tuhaf durmuyor. Ergen arkadaşlarımızın ağzında bile “beach’e gidelim” cümlesi var. Yapmayın bunu bize. Ama şunu da unutmayalım bizim ülkemizde bir yere İngilizce bir kelime geliyorsa, oranın maliyeti ters orantıyla artıyor. Mesela; plaj yazan bir yere giriş 50 TL ise, beach yazan bir yere giriş 100 TL olabilir.  

3- Plajdaki Eğlenceler 

İlk bakıldığı zaman “bunun neresi tuhaf” diyebilirsiniz. Çünkü siz oraya eğlenmeye, kafa dağıtmaya gidiyorsunuz. Benim takıldığım şeyler ise başka. Mesela; DJ’ ler ve dansçılar. Pardon dansçılar dedim. Sadece birkaç üniversiteli kız. Bir kaçı ile konuşma fırsatım olmuştu. Birisi psikoloji, birisi Türk dili ve edebiyatı ve iki kişi sosyoloji okuyordu. Yani dansçı değiller, sadece para kazanmak için oradalar. Ve çok saçma bir dansları var abartıldığı kadar değiller. DJ’ ler ise tam bir hayal kırıklığı. Her yerde posterlerini, afişlerini görürsünüz. Bangır bangır reklamını yaparlar ama saçma sapan hareketleri ile müziğin önüne geçmeye çalışırlar. İnsanlar genelde müzik dinleyip, dans etmek için giderler. Ama DJ’ler buna izin vermek istemezler. Genelde pistler çok dardır ve DJ’lerin yaptıkları saçma dans, saçma sapan anons ve “hop, hey” gibi saçma nidaları ile müziğin önüne geçerler. Diğer aktivitelere değinmiyorum bile. Bir plajda frizbi oyunu düzenlemişlerdi. 6 kişinin kafasına frizbi geldi. 

4- Plajda Bile Bakımlı Olma Çabaları 

Evet teknoloji gelişti. Çıkmayan, akmayan, kokmayan makyaj malzemeleri yaptılar. Ama makyaj yapıp, denize gitmek sizce de absürt değil mi? “Aaa bir kadın her zaman bakımlı olmalı!”  sitemlerinizi duyuyorum. Ama bakımlı olmak makyaj yapmak demek değildir. Aslında kendinizi kapatıyorsunuz farkında değilsiniz. İnternet’te çok kez denk geldiniz şu tarz haberlere; “evlendikten ertesi gün eşini boşadı. Düğündeki kadınla sabah uyandığı kadın aynı değil dedi. Yaptığı makyaj sonucunda, eşini makyajsız tanıyamadı!”  alın size bakımlı kadın. Şimdi size bir öneride bulunuyorum. O makyajı karşınıza bir erkek çıkarda, kötü görünmeyeyim diye yapıyorsunuz itiraf edelim. Şimdi sizi denizde makyajsız görüp, sizinle samimi muhabbet içine giriyorsa, o iş tamamdır. Ve akşamında sizi makyajlı gördüğü zaman onun kalbini kazandınız demektir. Minik bir şok etkisi. Her zaman işe yarar. Birde şu denize, havuza güneş gözlüğü veya şapka ile girmeyin lütfen. Çok tuhaf duruyorsunuz. Birde erkekler, palet ve şnorkel ile insanların yüzdüğü yerde dalmayın. Çok saçma ve korkutucu duruyorsunuz. 

 

Kısacası kendiniz olun. Özellikle toplum içinde kendiniz olun. Ama yazısız toplum kurallarına uyun. Birilerini kırdıysam af ola. Amacımız biraz eğlenmek, göze çarpmayanları mizah ile ortaya çıkarmaktı. Eğer sizin de gözünüze çarpan konular var ise, yorum kısmına yazabilir, mağara adamı olarak eleştiride buluna biliriz. 

Hakkında Mağara Adamı

1993 yılında gözlerimi hayata açtığımdan beri bir gariplik olduğunu anlamıştım. Bu hayattaki amacımın insanlara bir şeyler anlatmak, onlara bir şeyler göstermek ve eğlendirmek olduğunu anlamam uzun sürmedi. Uzun zaman önce kendi mağaramdan çıkmayı başardım. İnsanların da mağaralarından çıkıp dışarıdaki havayı koklamalarının zamanı geldi.

Ayrıca Bakınız

Antalya’da Yaşanan İlk An

İş yerinden çıktım. Daha mesainin bitmesine 3 saat vardı, ama patronum beni erken göndermişti. İş …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir