Ev / BAŞARI HİKAYELERİ / Sıfırdan Zirveye – Sebahattin Yaman

Sıfırdan Zirveye – Sebahattin Yaman

Sıfırdan zirveye çıkan bir başarı öyküsü. Bu öykümüz, hayalle gerçekleşen bir öykü değildir. Öncelikle bunu söylemek istiyorum. Sebahattin Yaman, hayatın onun önüne çıkarttığı şansları değerlendirmiş ve yeteneğini keşfederek sıfırdan zirveye ulaşmış. Şuan onu tüm Türkiye ve hatta tüm dünya tanıyor. İsim olarak bilinmese de bir markanın sahibi olarak tanıyoruz onu. Peki kim bu Sebahattin Yaman? Sıfırdan zirveye nasıl ulaşmış? Gelin hep beraber bakalım. 

Sebahattin Yaman Kimdir? Bu İşe Nasıl Başlamış? 

1965’te Ordu’nun Mesudiye ilçesinde dünyaya geldi. Ortaokulu Samsun’da, liseyi de Balıkesir Öğretmen Lisesinde parasız yatılı olarak okudu. Öğretmenliğin ona göre olmadığını düşünerek, Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Bahçe Bilimi bölümüne gitti. Onun ilgisini çeken konu ticaretti, fakat köyden kurtulmanın yolu, elinde bir meslekle mezun olacağı bir bölümden geçiyordu. Sebahattin Yaman ticarete lise yıllarında başlamıştı. Okulda üniversiteye hazırlık kitapları bulmak zor olduğundan, elindeki kullanmadığı kitapları satmaya başladı. Aynı zamanda ödül alan öğrenciler fotoğraf çekilmek istediğinde de, fotoğraf çekerek para kazanmaya başladı. Üniversiteye gittiği zaman para kazanmak için bir yazar kasa firmasına satışçı olarak işe başladı. Bursa’da bulunan bu firmayı, yaptığı satışlarla birinci sıraya getirdi. Öğrenci olmasına rağmen çalıştığı firmada onu satış müdür yaptılar. Mezun olduktan sonra bir ilaç firmasında yine satışçı olarak çalışmaya başladı. Hep istediği eğitimi almak için İstanbul Üniversitesin de İşletme yüksek lisans yapmaya başladı. Geçimini sağlamak için Ericsson’un çağrı cihazlarını satmaya başladı. Normalde bayilik olan çalışıyordu Ericsson’da. Fakat şirketi falan yoktu. Bir firmadan çağrı cihazlarını alıp satıyordu, parayı tahsil ettikten sonra o firmadan fatura kesiliyordu. Zaman geçtikçe yüksek miktarda satışlar yapmaya başladı. Stratejik hareket eden Yaman, hangi firmaların çağrı cihazına ihtiyacı olacağını saptıyor, firmalara giderek birebir anlatıyordu. Bu sırada Turcas petrol, Krom Çelik A.Ş. gibi büyük firmalar Ericsson’a teşekkür mesajları iletmeye başladı. “Bize gelen bayiniz ihtiyaçlarımızı karşıladı ve cihazlardan iyi performans aldık” gibi içerikleri olan mesajlar, Ericsson’un ilgisini çekti. Yaman’a ulaşıp, hikayesini dinlediklerinde büyük şaşkınlık yaşadılar.  

Bayi Diye Gittiler, Öğrenci Evi Gördüler 

O günleri Sebahattin Yaman şöyle anlatıyor; ” 1992 yılında Ericsson o satışları yapan bir bayi arıyorlardı. Fakat öyle bir bayi yok. Ben bir firmadan alıp satış yapan bir öğrenciyim sadece. Şirketin, çek karnem, vergi levham yok. Ticaret yapmak için resmi evraklarım yok kısacası. Bana ‘ne yaptığınızı bize anlatın, size destek olmak istiyoruz’ dediler. Bende evime davet ettim onları. Evimde 3 sandalye, bir masa, bir de masanın üstünde duran telefonum vardı. Onlar 5 kişiydi. 3 kişi sandalye ye oturdu, ikisini mecburen yer yatağına oturttum. Evi gördüklerinde şok olmuşlardı. Onlara kendi işimi kurma hayalimden bahsettim. Bana bir şirket kurmamı ve gerekli desteği vereceklerini söylediler. Bir hafta geçti kimse aramamıştı beni. Kendi kendime ‘tabi normal böyle olması’ demiştim. Sonra kargo şirketinden aradılar. Koca bir paket, açtığımda içinden 50 tane çağrı cihazı çıkmıştı. O zaman oturup ağlamıştım. Ben bir köyde yetiştim ve bana bu kadar güvenmeleri beni duygulandırmıştı. Sattıkça ödersin dediler. Bende hızla satıp, havaleyi gerçekleştirdim.” 

Yaman’ın yüksek lisansının bittiği dönem, Türkiye’nin cep telefonuyla tanıştığı dönemin hemen öncesine denk geldi. Şubat 1994’te Türkiye’de cepten ilk alo dendiğinde, o da Ericsson’un aracılığıyla KVK’yla çalışmaya başladı. Onun farkı, satmak üzere aldığı telefonları krediyle, yani parasını sattıktan sonra ödemek koşuluyla alabilmesiydi. 1994-99 arasında Turkcell ve Ericsson tarafından defalarca yılın en başarılı bayii seçildi. 1999’da Panasonic’in pazar payını yüzde 1’den yüzde 8’e çıkardı. Yaman, Windows2000 Mag ve Netsoft’u alarak bilgisayar sektörüne girdi. 
 
Telpa’nın Gelişmesi ve En İyi Üçüncü Ülkeden En İyi İkinci Ülkeye 

2001 krizi ni fırsat bilen Sebahattin Yaman bir arkadaşı ile Mobilteli’i kurdu. Motorola’nın distribütörü oldu. Bu ortaklık 2002 yılının sonuna kadar devam etti. 2003 yılında Samsung için Türkiye, en başarısız olduğu 3. ülkeydi. Yaman bunu bir fırsat olarak gördü ve Türkiye’de 4 Samsung distribütörünün 5.si oldu. Samsung’un Türkiye’de yüzde 1.2 olan pazar payını, 2004’te 6.1’e çıkardı. Bu oran her yıl iki katı büyüdü, 2006’da yüzde 19,2’yle Samsung’un dünyadaki en iyi distribütörü seçildi. Pazar payı Haziran 2007’de yüzde 35.2’ye ulaşınca Türkiye, Kore’den sonra Samsung’un dünyadaki en başarılı 2’nci ülkesi oldu. Şimdi Telpa’nın iş modeli, kitap halinde Samsung’un tüm dünyadaki distribütörlerine dağıtılıyor. Ayrıca farklı ülkelerden distribütörler ekipler halinde İstanbul’a gelerek incelemeler yapıyor. 250 çalışanı olan Telpa’nın 2006 cirosu 276.5 milyon dolar. Capital’in listesine göre Türkiye’nin 192. en büyük şirketi. İstanbul Nisan 2007 vergilendirme dönemi kurumlar vergisi rekortmenleri listesinde 98’inci sırada. 
 

Hakkında Mağara Adamı

1993 yılında gözlerimi hayata açtığımdan beri bir gariplik olduğunu anlamıştım. Bu hayattaki amacımın insanlara bir şeyler anlatmak, onlara bir şeyler göstermek ve eğlendirmek olduğunu anlamam uzun sürmedi. Uzun zaman önce kendi mağaramdan çıkmayı başardım. İnsanların da mağaralarından çıkıp dışarıdaki havayı koklamalarının zamanı geldi.

Ayrıca Bakınız

40 Yaşından Sonra Başarıyı Yakalayan 12 Kişi

Çoğumuz “bu yaştan sonra ne olacak ya”, “yaş geçti bizden”, “eskiden olsa tamam da, şimdi …

Bir yorum

  1. Para var huzur var ulennnn

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir