Ev / EĞLENCE / Metrobüs’Teki Talihsiz Anlar

Metrobüs’Teki Talihsiz Anlar

Sıcak bir yaz akşamında Necati ile metrobüse binip Kadıköy’e gitmeye çalışıyorduk. Saatte biraz geçti o yüzden metrobüs kalabalık değildi. Birde Beylikdüzü tarafından bindiğimizi düşünürsek, kalabalık olmaması normal bir durumdu. Necati Beylikdüzü tarafında otururdu. Beylikdüzü’nün arsa olduğu yıllar (siz bilmezsiniz) topraktan girmişler ev almak için. Yani mecburiyetten orada oturuyor diyebiliriz. O kadar dedik ona bize yakın otur, hadi bizi geç iş yerine yakın bir yerde otur diye, yok dinletemedik. Lanet olası farklı olacak diye şehir dışına taşınacak neredeyse. Valla bir akşam iki kızla tanıştık. Muhabbet etmeler, sonra müzik, alkol, eğlence derken geceyi uzatalım dedik. Tabi ki Necati’ye gidecektik. Kızlara sorduk ‘tamam, bize uyar’ dediler ilk başta. Sonra birer tane daha alkol aldık, hala mekandayız. Sonra kızlardan biri ‘senin ev nerede?’  dedi, Necati de ‘Beylikdüzü’ deyince bunlar tuvalete gitmeye karar verdiler ilk başta, sonra bir daha haber alamadık onlardan.  

Neyse gelelim metrobüse. Metrobüse bindik oturuyorduk doğal olarak bizden başka kimse yoktu. Yenibosna tarafına gelince dolmaya başladı. İkimizde tek koltuklarda oturuyorduk ön taraftaki. Nedense arka arkaya oturma kararı almıştık. Kesin bir şey yüzünden tartışmıştık. Sevgili gibi ayrı ayrı oturmuşuz ilginç. Neyse Cevizlibağ’ya gelince, çekirge sürüsü gibi doldu aracın içi. İşte o zaman gerçekten metrobüsün içinde olduğumuzu anladım. Yani o kadar da çok dolmadı abartmayalım şimdi. Tek tük ayakta duran insanlar vardı. Ben bir amcaya yer verdim, Okmeydanı’na geldiğimiz zaman. Necati’nin başında dikiliyordum ama konuşmuyorduk. Sonra Necati başını kaldırıp; 

“Ne oldu o iş var mı bir  haber?”  dedi meraklı bir şekilde. 

“Yok, haber bekliyoruz hala. Ama bir şey çıkmaz ondan” dedim umursamaz tavırla. 

…. 

“Lan Necati, dolapta iki bira vardı, kendime ayırmıştım. Sen mi içtin birisini?”  dedim uzun sessizlikten sonra. 

“Valla mı? Karanlıktı oğlum ya bir tanesini gördüm, tüh bilseydim ikisini de içerdim” dedi ağzını yayarak gülerken. 

“Lanet olsun adamım. Senin şu pislik şakaların ve laflarının altında ne yatıyor, he. Neden böyle gereksiz şeyler söylüyorsun her zaman. Tanrım! Neden tüm gereksizler beni bulur!” 

“Lan bir tane bira içtik ne küfür ediyorsun hemen.” 

“Lan Allah’ın dağında nereden bulup alacaksın. Kışın kurt, çakal iniyor mahalleye diye bende kalıyorsun hatırlatırım.” 

“Kalmayız bir daha lanet olasıca. Kalmayız bir daha Jess. Hem sen benim evimi küçümseyemezsin lanet olası beyaz. Senin sorunun ne he?” 

“Tamam tamam dön önüne hadi” dedikten sonra Mecidiyeköy durağına geldik. Bir kız bindi metrobüse, bizim yaşlardaydı. Necati’nin gözler takıldı kıza tabi. Ben hafif kenara kaydım, kız Necati’nin yanında dursun diye. (Bunlar hep taktik) Kız Necati’nin başında durdu. Aradan biraz geçtikten sonra Necati devreye girdi; 

“İsterseniz buraya oturun?”  dedi yerinden kalmadan ama kalçasını hafif kaldırarak kızın gözlerine bakarken. 

“Yok teşekkürler”  dedi zora ki tebessüm ederek. 

“Buyurun oturun?”  dedi Necati ayağa kalkıp, eliyle koltuğu gösterirken. 

“Gerek yok, iyiyim böyle, sağ ol” dedi kız tekrar istemsizce.  Necati karşıdaki kişiye “siz” dediyse aynı şekilde onunda öyle demesini ister. Orada “sağ ol” lafı Necati’yi hafif kızdır tabi ki; 

“Huysuzluk etme, otur dedik, otur işte!”  diye sert çıkıştı kıza doğru. Kız afallayarak çantasını kucağına aldı ve sessizce oturdu. 

“Ne yapıyorsun seni aşağılık herif” dedim kolundan tutup. 

“Ya ‘otur’ dedik oturmadı abi, sinirlerimi bozdu. Bir de ‘sen’ falan diyor” dedi sessizce bana karşı.   

Kızda Kadıköy de indi ve Necati özür dilemek için kızı bir şeyler içmeye davet etti. Kız geldi, oturduk muhabbet ettik bir şey içtik falan. Sonra Necati kızdan numarasını istedi, kızda “Ne bu samimiyet. İki bira içtik diye hemen yapışma” dedi. Meğer bizim Necati’ den intikam almak için gelmiş. 

Hakkında Mağara Adamı

1993 yılında gözlerimi hayata açtığımdan beri bir gariplik olduğunu anlamıştım. Bu hayattaki amacımın insanlara bir şeyler anlatmak, onlara bir şeyler göstermek ve eğlendirmek olduğunu anlamam uzun sürmedi. Uzun zaman önce kendi mağaramdan çıkmayı başardım. İnsanların da mağaralarından çıkıp dışarıdaki havayı koklamalarının zamanı geldi.

Ayrıca Bakınız

Türkiye’de ki Plajlar ve Durumları

Türkiye’de ki plajlar ve durumlarına şöyle bir göz atalım istedim. Göze çarpmayan ama rahatsız edici durumları var. Hem işletmecileri yönünden hem de giden insanlar yönünden oldukça can …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir