Ev / BAŞARI HİKAYELERİ / Küçük Çocuğun Hayata Tutunuşu

Küçük Çocuğun Hayata Tutunuşu

Bu hikaye, bir ortaokul öğrencisinin hikayesidir. 

Orta ikiye giden bir öğrencinin ailesinin durumu pekte iç açıcı değildir. Ortaokul mezunu bir baba ve ilkokul mezunu bir annenin 4 çocuğu vardır. İki büyük kızı bulunan bu ailenin, iki kızı da evlendirilmiş, iki erkek çocuğunun biri askerde, diğeri de ortaokulda okumaktadır. Ortaokula giden çocuk, babası için bir gelir kaynağı niteliğinde. Bir an önce okulu bitirmesine bakıyor. Annesi tabi ki bu konu hakkında bir şey diyemiyor. Aradan 1 yıl geçiyor ve abisi askerden gelip işe başlamış oluyor. Kardeşinin okuması için babası ile çok kavgalar ediyor. Sonunda liseye gitmesi için babasını ikna ediyor abisi. Liseye giden bu genç, ilk iki yıl oldukça başarılı oluyor. 3. sınıfta gönlünü bir kıza kaptıran bu genç, dersleri düşünmemeye başlıyor. Notları yavaş yavaş düşerken, öğretmenlerinin gözünde de elde ettiği konumunu düşürüyor. 

Zar zor bitirdiği liseden sonra çalışma hayatına atılıyor bu genç. Gönlünü kaptırdığı kızda üniversiteye başlıyor ve bu genci terk ediyor. Oldukça içerleniyor genç bu durum karşısında. Tek dostu, sırdaşı olan abisine durumu anlatıyor. Abisi “elden bir şey gelmez. Çalışmak zorundasın” diyor, hüzünlü bir şekilde. Bizim gencin arkadaşları bunu iş çıkışı görüyor. Bir fabrikada çalışan gencin, üstü başı kir pas içinde. Acıyan gözlerle bakan arkadaşları, durumu çaktırmamak için başka şeylerden bahsediyorlar bizimkisine. Her ne kadar gururu kırılmasın diye uğraşsalar da, bizimkisi olayı anlamıştır. İşin kötü tarafı, bir zamanlar gönlünü kaptırdığı o güzel kızda oradadır ve bizim kisiyle konuşmaz bile. O gece eve dönen genç, uzun uzun düşünmüş. Sonunda hem çalışıp hem de üniversiteye hazırlanmaya karar vermiş. Çalıştığı yerde emekli öğretmen olan adama anlatmış durumu. O da yardım edeceğini fakat bir hedef belirlemesi gerektiğini söylemiş. Bunu düşüneceğini söyleyen genç, hangi konularda yetenekli olduğunu düşünmüş. Sonra aklına gönlünü kaptırdığı kızın Türk Dili ve Edebiyatı okuduğu gelmiş. Hedefini bulmuş sonunda. Abisine durumu anlatmış, uzun uğraşlar sonucunda abisini ikna etmeyi başarmış. Fakat başka kimse söylememesi gerektiğini, gizlice ders çalışması gerektiğini, özellikle babasının bilmemesi gerektiğini de belirtmiş. Bu genç her gece ders çalışmaya başlamış. Kararlıymış, üniversiteyi kazanacak ve kimsenin ona acıyarak bakmamasını sağlayacakmış. Zayıf bedeni ile zar zor çalıştığı fabrikadan, yorgun argın eve gelip her gece sabahlara kadar ders çalışmış ve bu bir yıl boyunca böyle devam etmiş. Sınava girip kazanan bu genç, üniversite tercihlerine sevdiği kızın olduğu okulu yazmış. Aynı okulu kazanmış. Fakat babası izin vermemiş üniversiteye gitmesine. Zorla da olsa ikna etmiş babasını. Hem okuyup hem çalışmaya başlamış. Üniversiteye başladığı zamanlarda sevdiği kız ile karşı karşıya gelmesine, aynı bölümde okumasına rağmen yine kız küçümseyerek bakmış buna. Durum böyle olunca genç iyice üzülmüş ve her şeyden vazgeçmeye karar vermiş. Okula öylesine gidip geliyor, sınavları zorla geçiyordu. Herkes ona “senden adam olmaz, boşuna gelme okula. Git çalış daha iyi” gibi sözler söylemeye başlamış. Onlar öyle dedikçe hırslanmış. Kendini bıraktığı yerden toparlamış her şeyi. Kaybettiği zamanları geri kazanmak için çok çalışmış. Okuldan iyi dereceyle mezun olduktan sonra, sevdiği kızı bir daha hiç görmemiş.  

İşler tam istediği gibi gitmiş gencin. Önce bir gazetede çalışmaya başlamış. Sonra işlerini daha da ilerleterek kendisine bir dergi açmış. 3 yıl arka arkaya başarılar elde etmiş dergi yayınları ile. Çok okunan dergiler arasına girmiş. Yokluktan çıkıp, büyük bir şirket sahibi haline gelmiş artık. Yıllar sonra ofisten çıkarken, sevdiği kızı görmüş. İş görüşmesine gelmiş bizimkinin şirketine. Zamanında acıyarak baktığı o yüzü tanıyamamış kız. Bizimkisi kendisini şirket sahibi olarak tanıtarak odasına davet etmiş kızı. Masada duran çerçeveye gözü takılan kız kendisini görmüş. “Bu resmi nereden buldunuz?”  diye sorunca, bizimkisi her şeyi anlatmış. Utancından yerin dibine girmek isteyen kız durmadan özür dilemeye başlamış. Gülümseyerek karşılık veren genç ” bu resme bakınca, bana acıyarak baktığın günler aklıma geliyor ve daha çok hırslanıyorum. Özür dilemene gerek yok, asıl ben sana teşekkür ederim.”  diyerek gülümsemiş.  

Şimdi o dergi hala en çok dergiler arasında ve o kızda o derginin bir parçası olarak çalışıyor. İnsanların o kadar manipülasyonlarına ve kötü davranışlarının arasında yaşamasına ve destek görmemesine rağmen, inatla işine sarılan ve yükselen bir gencin hikayesini dinlediniz. 

Hakkında Mağara Adamı

1993 yılında gözlerimi hayata açtığımdan beri bir gariplik olduğunu anlamıştım. Bu hayattaki amacımın insanlara bir şeyler anlatmak, onlara bir şeyler göstermek ve eğlendirmek olduğunu anlamam uzun sürmedi. Uzun zaman önce kendi mağaramdan çıkmayı başardım. İnsanların da mağaralarından çıkıp dışarıdaki havayı koklamalarının zamanı geldi.

Ayrıca Bakınız

Türk Girişimciler ve Başarı Hikayeleri

Bu zamana kadar bizlere hep Zuckerberg, Bill Gates gibi isimler örnek olarak verildi.  “Zukerberg garajında …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir